Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Miras hukuku kapsamında ölüme bağlı tasarruf olarak görülen ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Medeni Kanunumuzun 527. Maddesinde miras sahibinin kendisine ölünceye dek bakması şartıyla, ölmeden evvel malvarlığını bir mirasçısına, mirasçılarına ya da 3. bir kişiye bırakabilmesine imkan tanıyan sözleşmeye verilen isimdir. Miras Hukuku ile böyle bir bağa sahip olan ölünceye kadar bakma sözleşmesi, aynı zamanda 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda da düzenlenmiştir. Düzenlemede şu ifadelere yer verilmiştir :

B.K – MADDE 611- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Kaynak : Borçlar Kanunu – resmigazete.gov.tr

Burada bakıcı kimse, miras sahibine ölünceye dek bakma yükümlülüğünü kabul ettiği gibi, miras sahibi de ölüm tasarrufunun gerçekleşmesinden sonra mal varlğını devretme yükümlülüğü altına girmiştir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Şartları

Bu sözleşmenin hukuk nezdinde geçerlilik kazanması için belirli şartları mevcuttur. Şöyle ki ; ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerlilik kazanabilmesi ve miras sahibinin ölüm tasarrufu gerçekleştikten sonra mallarını miras alacaklısına devretmesi için gerekli olan ilk şart sözleşmenin noter ya da sulh hukuk hakimi karşısında yapılmasıdır. Toplumumuzda ise bu tür sözleşmeler için genel itibariyle noterlere gidilir. Bakım alacaklısı 2 tanık ile birlikte notere gitmek suretiyle ölünceye kadar bakım sözleşmesini hazırlatabilir. Bu sözleşme ciddi bir yükümlülük getirdiği için hukuken sıkı şekil şartları altında düzenlenmiştir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde, bakıcıya devredilecek mal varlığının değerinin üzerine ipotek ya da rehin tesisi koyulması kanun tarafından olumlu karşılanmış olup, bakıcının kendisini garantiye almak amacıyla bu yolu tercih etmesi haklı olarak nitelendirilmiştir.

Burada bakıcıdan istenen yegane istek, bakıma muhtaç kimsenin tarafa kendi ailesinden biriymiş gibi özen gösterilmesidir. Aksi takdirde, yani bakıma muhtaç kimseye kötü davranan, kötü konuşan bakıcı kendisine yüklenen sorumluluğu yerine getirmiş sayılmaz. Bakıma muhtaç kimsenin, bakımı ile kastedilen ise kişisel tüm ihtiyaçları olarak görülebilir. Bu ihtiyaçlar yeme, içme, temizlik, sağlık vb. tüm ihtiyaçlarını kapsar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara Avukat