Vasi Atanması

Vasi Atanması

Vasi atanması davası vesayet altına bir kişi alınmak isteniyorsa bu durumda açılması gereken dava olarak bilinmektedir. Hasımsız açılan bu dava, davayı açan tarafından vesayet altına almak istediği kişinin ikamet ettiği yerde bulunan sulh hukuk mahkemesi tarafından gerçekleştirilir. Vesayet alımları üzerine karar veren mercilerde yetkili olan kişiler ilgili dairelerde bulunan kayyımlar ve vasilerdir. Kamu vesayeti söz konusu ise bu durumda sulh hukuk mahkemesi vesayet makamına, asliye hukuk mahkemesi ise denetim makamına bakmaktadır. Özel vesayet söz koz konusu olduğunda ise vesayet işlemi kişinin yakın hısımlarından iki kişiyle veya eşi ile birlikte bir yakını tarafından yürütülebilmektedir. Vasi Atanması için keyfi şekilde dava açılması mümkün değildir ve belirlenmiş olan sebeplerden birine mutlaka dayandırılmalıdır.

Vasi Atanması için Gerekli Şartlar

Vesayetin gerektirdiği durumlar yasalarla belirlenerek açıkça ifade edilmiştir. Bu durumda küçük olmak, akıl sağlığının yerinde bulunmaması, yaşam tarzının savurganlık veya alkol ve farklı maddelerle kötü durumda olması, özgürlüğü kısıtlayan sebeplerin bulunması ve kişinin kendi istemi doğrultusunda vesayetin gerekli şartlarının oluştuğunu söylemek mümkün olmaktadır. Bu sebeplerin tespitinde karar söylemde bulunan kişiye göre değil bu iddiaların yönetildiği kişi dinlendikten sonra oluşacak yargıya göre oluşturulmaktadır. Bunun yanı sıra akıl sağlığının bozukluğu gibi tıbben kanıtlanabilecek durumlar için de Vasi Atanması durumunun ortaya çıkabilmesi için resmi sağlık kurullarınca raporların düzenlenmesi gerekmektedir. Rapor hakim ve mahkeme tarafından incelenerek karara varılır.

Vesayet daireleri tarafından yetkili bir şekilde yürütülen vesayet işlerinin sorunsuz bir şekilde işleyebilmesi adına makamların izni bulunmadıkça kişi ikamet ettiği yeri değiştirememektedir. Eğer zorunlu bir yer değiştirme meydana gelmişse bu durumda davanın ilgili vesayet dairelerine transferinin yapılması gerekmektedir. Bu sırada ilgili makam vasi olarak görev yapabilecek bir kişinin vasi olarak atanmasını sağlar. Eğer herhangi bir kısıtlama bulunmuyorsa vasi atanması için öncelikle vesayet altına alınması gerekli olan kişinin eşi veya yakın kısımlarına vasilik görevi verilmektedir. Alie meclisi tarafından bir vasi atanması gerçekleşmemişse bu durumda vasilik görevini yapmakla yükümlü hale gelmiş olan kişi vasilik görevini kabul etmek zorundadır.

Vasilik Görevi Kimler Tarafından Yapılabilir?

Vasilik görevi gerekli tüm sorumlulukların karşılanması adına kabul edildiği için kanunlar çerçevesinde bazı kişilerin çeşitli durumlara bağlı olarak bu görevi kabul etmemeleri mümkündür. Yaşı altmış yaşın üzerinde bulunan kişiler, fiziksel olarak yeterli sağlığa sahip olmamaları sebebi ile kendilerine verilen sorumlulukları yerine getiremeyecek olduğu düşünülenler, dört çocuktan fazla sayıda çocuk üzerinde onların velisi olarak sorumlu olan kişiler, başka bir kişiye karşı vasilik görevi sürdürmekte olanlar vasilik sorumluluklarını almakla yükümlü değillerdir. Bunların yanı sıra resmi olarak Cumhurbaşkanı sıfatına sahip olan kişi ve TBMM ile Bakanlar Kurulu’nda yer alan üyelerin de vasiliği üzerlerine almaları mümkün değildir. Hakim ve savcı olarak Türk mahkemelerinde görev yapan kişiler de bu konuda vasiliği kabul etmeyecek olan kişilerdendir.

Vasiliği kendi isteklerine bağlı olarak kabul etmeyebilecek olan bu kişilerin yanı sıra aynı zamanda vasilik görevini yapmak için gerekli şartlara sahip olmadıkları gerekçesi ile vasi olamayacak kişiler de bulunmaktadır. Kısıtlıların ilk sırada geldiği bu grupta kamu hizmetlerine ilişkin olarak yasakları bulunanlar, haysiyetsiz bir yaşam sürdüğü tespit edilenler ve davayı üstlenen vesayet dairelerinde hakim olarak görev yapan kişiler vasilik görevini üzerlerine alamamaktadırlar. Bunlara ek olarak vesayet altına alınacak olan kişinin diğer kişi ile arasında bir çatışmanın bulunması da vasi olmayı engelleyen bir sebep olarak ortaya çıkmaktadır.

Vasi Atanması Süreci Nasıl İşler?

Vasi atanması davasını yürüten ilgili daireler ve makamlar vesayet halinin gerekli olması halinde hiç vakit kaybetmeden bu işlemin yapılması konusunda yükümlü olmaktadırlar. Vasilik görevini üstlenmesi istenen veya bu görevin verileceği kişiye Vasi Atanması yapıldığına dair bir tebliğin yapılması gerekir. Karar, bu görevi üstlenecek kişinin ikametgahının bulunduğu yerdeki ilgili makamlarca açıklanır. Vasi olarak atanmış ve sorumluluğu üstlenmiş olan kişi tebliğin kendisine ulaşmasından başlayarak on günlük bir süre boyunca kendisinde bu duruma itiraz etme hakkını tutabilir. Kanuna aykırı olması sebebi ile vasi duruma itiraz ettiği ve mahkeme tarafından bu konuda olumlu karar çıktığı takdirde yeni bir vasinin atanmasının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yeni bir vasinin atanması için arada geçen süre boyunca daha önce vasiliği konusunda mahkemenin olumlu karar verdiği kişi bu karara rağmen vasilik görevini yerine getirmek zorundadır. Ancak yeni vasinin belirlenmesi sürecinin tamamlanması ile kişi vasilik görevlerini bırakabilmektedir.

Vasi Nelerden Sorumludur?

Vesayet altında olmak isteyen kişiler genellikle ticari alandaki işlerini en kısa sürede sorunsuz bir şekilde resmi olarak yürütmek isteyen kişilerdir. Çünkü vasilerin görevi özellikle bu alanda hizmetler ortaya koyanlar için avantajlı olmaktadır. Vasi olan kişi vasi defter tutulması ile birlikte vesayet altında bulunan kişinin değerli eşyalarının saklanması, bu kişinin üzerinde bulunan taşınır veya taşınmazların satılabilmesi, ticari ve sınai olarak tüm işlemlerin yürütülebilmesi yetkisine sahip olmaktadır. Fakat vasi olan kişi kefil olma, yeni bir vakıf kurma ya da vesayet altında bulunan kişinin adına bağışta bulunmaya yetkili değildir.

Vesayet Altındaki Kişi Nelerden Sorumludur?

Vesayet altında bulunan kişi vasiye karşı verilen bir izin ve bu iznin daha sonra onanması sonucu vasinin yeni bir yükümlülüğü üstlenmesine veya sahip olduğu bir hakkı kaybetmesine karar verebilmektedir. Eğer onama işlemi makamlarca belirlenen uygun süreler boyunca gerçekleşmezse kişi bu yükümlülük konusunda bir bağlılığa sahip olmaktan kurtulmaktadır. Vasi eğer bu durumu onamıyorsa hem vasi hem de vesayet altında bulunan kişi daha önce karşı tarafa iletmiş olduğu tüm şeyleri geri isteyebilmektedir. Vesayet altında kişinin bu aşamada haklarının korunması adına geri verebileceği miktar, malvarlığındaki zenginleşme ve elden çıkardığı değerlere bağlı olarak belirlenebilmektedir. Eğer kişi vasilik görevini üstlenen kişiyi yanıltıcı bilgilerle fiil ehliyet konusunda zarar verici bir tavra sahip olmuşsa bu zarardan kişi sorumlu olmaktadır.

Vasinin Görevi ile İlgili Yasal Hakları Nelerdir?

Eğer bir meslek ve sanatın yürütülmesi ile ilişkili olarak ilgili makamlar tarafından vesayet altında bulunan kişiye verilmişse bu durumda oluşabilecek olan tüm düzenlemeler ve değişikliklerde kişi yetki sahibi olmakta ve hatta kişinin tüm malvarlığı üzerinde sorumlulukla yükümlü olmaktadır. Yasalar çerçevesinde Vasi Atanması sonucu görev alan kişinin bu görev süresi iki yıldır. Makamlar gerekli ve uygun gördüğü takdirde bu süreyi her seferinde iki yıl uzatmak üzere genişletebilmektedir. Vasi görevini yürüten kişi dört senelik görevinin sonunda vasilik görevinden kaçınma hakkını kullanma özgürlüğüne sahip olmaktadır. Vesayet altında bulunan kişi vasinin isteğinin bulunması durumunda ücret ödemekle yükümlü olmaktadır. Eğer bu yükümlülüğü yerine getirebilecek bir duruma sahip değilse bu durumda Hazine tarafından vasiye ödeme yapılmaktadır. Ücretin belirlenmesinde ise vasinin ortaya koyduğu emek ve üzerinde sorumlu olduğu malvarlığına bağlı olarak esaslar belirlenerek bir değerin belirlenmesi gerçekleştirilir. Vesayet altındaki kişi vasinin görevleri kullanma veya yürütmesine ilişkin olarak ilgili makamlara şikayet hakkını kullanabilmektedir. İlgili vesayet makamlarının şikayetleri değerlendirmesinin ardından belirlenmiş olan esaslar doğrultusunda vasi görevini üstlenen kişi kararın çıkmasını takiben on gün içinde denetim makamına itirazını sunabilmektedir.

Vesayet Makamından İzin Gereken Durumlar

Vasi, vesayet altında bulunan kişi ile ilgili olarak bazı işlemleri gerçekleştirmeden önce vesayet makamından izin almaya ihtiyaç duyabilmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır. Vesayet altındaki kişi üzerinde bulunan taşınmazlara ait tüm alım, satım, rehin bırakılma gibi haklar hakkında izin alınması gerekmektedir. Vasilik görevi ile sınırlandırılmış olan taşınır mallar haricindeki taşınmazlar için de vasi aynı hakların oluşması adına izine ihtiyaç duymaktadır. Poliçe, çek ve bono gibi kambiyo işlemleri için de izin alınması gerekir. Vesayet altında bulunan kişilerin ürettikleri ürünlerle ilişkili olarak bir yıl veya daha uzun süreli olarak ürünlerin kiralanması veya kişinin taşınmazları üzerinde üç yıl veya daha fazla süre ile kiralama işleminin yapılması da izne bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bunların dışında hayat sigortası yapılması, çıraklık sözleşmesi düzenlenmesi, aciz beyanı ortaya konması, miras işlemlerinin gerçekleştirilmesi durumunda da izin gerekmektedir. Eğer vesayet altında bulunan kişi herhangi bir sanat veya meslek dalı ile ilgileniyorsa bu konuda da vasinin ilgili makamlardan izin alması gerekebilir.

Denetim Makamının da İznini Gerektiren Durumlar

Bazı durumlarda sadece vesayet makamı tarafından alınan izin yeterli olmamaktadır. Bu durumda vesayet makamından iznin alınmasının ardından denetim makamından da izin alınması gerekebilir. Vasilik görevi yürütülen kişi ile ilgili olarak bu kişinin evlat edinmesi veya edinilmesi, kişinin vatandaşlığa sahip olduğu ülke üzerinde değişikliklerin yapılması, sahip olunan bir işletme üzerinde işletmenin alımı, satımı veya ortaklığa konu edilmesi denetim makamının iznini gerektirir. Ömür boyu süren gelir bağlama ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi sözleşmelerin yapılması, mirasların kabul edilmesi veya miras hakkında sözleşme düzenlenmesi konularında da denetim makamının da iznine başvurularak işlemler gerçekleştirilir. Ayrıca vasi ile vesayet altında bulunan kişi arasındaki tüm sözleşmeler de denetim makamlarının izni ile korunma altına alınmaktadır.

Eğer vasi görevini yürüten kişi gerekli haller oluşmasına rağmen ilgili makamlardan izin almadan işlemler yapmışsa bu işlemler, vasinin izni olmadan yaptığı işlemlerle eş görülerek değerlendirilmektedir. Bu durumların oluşması sırasında veya sonrasında oluşabilecek tüm zararlardan sorumlu olan kişi de vasinin kendisi olmaktadır. Bunun yanı sıra vesayet ve denetim makamları tarafından bazı hataların yapılması sonrası ortaya çıkabilecek zararlardan da devlet sorumlu olmaktadır. İlgili konuya ilişkin görevli bulunması gereken vasilerin, danışmanların ve kayyımların zararlarından da yükümlüdür. Zarar karşılanırken kusurlu olan kişilere zararların devlet tarafından rücu edilmesi sağlanır. Bu süreçte kusura sebep olan kişiler ve devlet arasında zincirleme bir yükümlülük ilişkisi doğar. Zararların rücu edilmesi durumu ortaya çıktığı takdirde vesayet makamlarında bulunan kişiler asliye mahkemelerine bu işlemi götürürler.

Vasilik Görevi Nasıl Sona Erer?

Vasi konumunda bulunan kişinin fiili ehliyetini kaybetmesi veya yaşamının sonlanması sonucu fiziki olarak vasilik görevinin bitmesine sebep olan şartlar sağlanmış olur. Eğer görev süresinin uzatılmasına dair taraflardan herhangi bir talep bulunmuyorsa da bu durumda vasilik görevi önceden belirlenmiş olan iki yıllık süre sonunda tamamlanmaktadır. Küçük olan kişiler için de mahkeme tarafından belirlenmiş erginliğin oluşması tarihine kadar vesayet sürmektedir. Özgürlüğü bir ceza ile bağlanmış durumda olan mahkumlar için vesayet halinin sona ermesi kişinin hapis süresinin tamamlanması ve özgürlüğüne kavuşması ile mümkün olur. Mahkumiyet haricindeki tüm kısıtlamalar için karar veren yer vesayet makamının kendisi olmaktadır. Vesayet durumu ile ilgili kişilerden herhangi biri şartlar oluştuğu takdirde vesayetin sona ermesi için başvuru yapabilmektedir. Kısıtlama daha önce ilan edilerek belirtilmişse bu konuda vesayetin sona ermesi için yapılan kısıtlamaların kaldırılması da ilan edilmelidir. Fiil ehliyetinin tekrar elde edilmesi dışında akıl sağlığının tekrar düzeldiğine ilişkin olarak bir düzenlemenin benimsenmesi resmi kurumlardan alınmış olan sağlık raporları ile gerçekleşmektedir. Savurganlık, alkol ve yabancı madde kullanımı, hayat tarzının kötülüğü gibi diğer sebeplerde de vesayetin sona ermesi için aranan şart son bir yıl içinde kişinin bu sebeplerden kaynaklı herhangi bir şikayete maruz kalmaması olmaktadır. Eğer kişi kısıtlamanın gerçekleşmesini kendi isteği doğrultusunda meydana getirmişse bunun düzenlemesi de hangi sebepten kısıtlama ortaya çıkmışsa bunun ortadan kalkması ile mümkün olmaktadır. Vasilik görevini yürüten kişi vasilik görevini yapamayacak bir duruma geldiği takdirde en kısa sürede görevini bırakmak zorundadır. Ancak yetkili makamlar tarafından vasilik görevini yürütmek üzere yeni bir kişinin atanması beklenirken bu süreç içinde gerekli şartları bulundurmasa da diğer kişinin vasilik görevine devam etmesi beklenmektedir.

Vasi Nasıl Görevden Alınır?

Vasilik görevi boyunca kendisinin sorumlu olduğu yükümlülükler konusunda vesayet altında bulunan kişinin güvenini sarsacak şekilde davranışlarda bulunan ve görevlerini kötüye kullanmaya başlayan kişilerin vasilik görevleri daha önce kararı vermiş olan vesayet makamı tarafından sona erdirilmektedir. Eğer vasinin kendi görevlerini yapmamasından kaynaklı olarak vesayet altında bulunan kişinin çıkarları zedelenirse yetkili makamlar vaside herhangi bir kusur bulmasa dahi görevden vasinin çekilmesi üzerine bir karar verebilir. Vesayet altında bulunan kişi eğer gerekli şartlara sahipse kendi isteği doğrultusunda da vasilik görevini yürüten kişinin görevini sona erdirmesini sağlayabilir. Bu durumda gerekli başvuru sürecinin takip ettirildiği ilgili vesayet makamları kararı vermek üzere vasiyi dinleyebilir ve onun görevine son verilmesi hakkında karar verebilir. Eğer makam vasiliğin sona erdirilmesi için gerekli şartların oluşmadığı konusunda bir fikir beyan ederse bu durumda vasiye sadece uyarıda bulunulur. Vesayet makamları karar aşamasında vesayet altında bulunan kişinin zarara uğrayabileceği konusunda bir endişenin ortaya çıkacağını düşünüyorsa vasilik görevine karar verilene kadar geçici bir süre kayyım atanması sağlanmaktadır. Hatta vasinin malvarlığına ilişkin haciz işlemi başlatılabilir ve kişinin tutuklanmasının istemi için de gerekli zemin hazırlanabilir. Vesayet makamı, görevi elinden alınan veya bir uyarı verilerek tekrar göreve getirilen vasi üzerinde onu koruma hakkında da yükümlüdür. Taraflar kararlara on gün içerisinde itiraz haklarını kullanabilirler ve gerekli hallerde denetim makamlarının da kesin kararı verebilmek için tarafları duruşmaya çağırması hali oluşabilir.

Vesayetin Sonlanması ile Neler Olur?

Vasilik görevini yürüten kişi, görevinin bitmesinin ardından önceden yükümlü olduğu tüm konular hakkındaki raporlarını vesayet makamlarına ulaştırmakta sorumludur. Vasilik görevini yürüttüğü kişi hakkında yapılabilecek olan tüm işlemlerle ilgili değerleri, verileri ve bilgileri yeni atanan vasiye vermek zorundadır. Görevi tamamlanan vasinin yetkili makamlar tarafından düzenli olarak alınan rapor ve hesapları incelenerek son rapor ve hesapla ilişkilendirilmeleri yapılır. Rapor ve hesaplarla ilgili incelemelerin ardından yeni vasiye veya kişinin mirasçılarına malvarlığının teslim edilmesinin ardından vasilik görevinin sona erdiğine dair karar çıkmaktadır. Vesayet makamı bu aşamada ortaya çıkan tüm sonuçları bütün taraflara bir tebliğ yolu ile yazılı olarak da haber verir. Vasi veya devlet tarafından vesayet altında bulunan kişiye verilmek üzere, kişinin alması beklenen alacaklar yasalar üzerinde imtiyazlı alacak olarak tanımlanmıştır.

Daha fazla bilgiye mi ihtiyacın var ! Bu Vasi Davası Nasıl Açılır? yazı ilgili çekebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara Avukat