Özel Okul Öğretmenlerinin İşe İade Davası Hakkı

Özel Okul Öğretmenlerinin İşe İade Davası Hakkı

4857 sayılı iş Kanunu’nda düzenlenen ve açılabilmesi için belirli şartların olduğu işe iade davası hakkı hususu ile ilgili olarak bir önceki makalemizde detaylı bilgi vermiştik. işe iade davalarında en önemli şartın, işçinin çalıştığı yerde sözleşme olmaksızın yani süresiz çalışıyor olması idi. Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na tabii olan öğretmenlerin de genel itibariyle özel okullarda sözleşmeli ve süreli çalışmalarından dolayı, işe iade davasında aranan temel şartlardan birinin olmaması davanın usülden reddini haklı kılmaktadır.

Şu zamana dek birçok davanın bu nedenle usülden reddi ve uygulamanın alışıla gelmiş hali karşısında ve birçok öğretmen tarafından ortaya konulan zıt görüşler son Yargıtay kararı ile daha net anlaşılmıştır. Özel Okul Öğretmenleri’ne ait sözleşmelerin her yıl yenilenmesi, öğretimin sürekliliği bu ve benzer nedenlerle Özel Okul Öğretmenleri’nin sözleşmelerinin aslında belirsiz yani süresiz iş sözleşmeleri olarak ortaya çıktığı, Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun konuya ilişkin maddesi gereği belirli yani süreli iş sözleşmesi biçiminde sıralandığı gibi gerekçeler karşısında Yargıtay, belirli iş sözleşmesi neticesinde görev yapan Özel Okul Öğretmenlerinin işe iade edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Özel Okul Öğretmenlerinin işe iade Davası Açma Hakkı Var Mıdır ?

Aşağıda yer alan karar gereği Özel Okul Öğretmenleri de haksız yere feshedilen sözleşmelerinin telafisi gereği işe iade davası açabilirler.

Konu ile ilgili olarak, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin (Mayıs/2015) kararı ekteki gibidir :

Mahkemenin gerekçesi yönünde Yargıtay uygulaması olmakla birlikte, eğitim ve öğretimin süreklilik arzetmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. Maddesinde belirli süreli iş sözleşmesinin gerek ilk kurulmasında ve gerekse yenilenmesinde esaslı unsur aranması karşısında 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na göre çalışan yöneticiler ile öğretmenlerin, kısaca eğitim personelinin sözleşmelerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira bir eğitim personeli bu kapsamda eğitim faaliyeti devam ettiği sürece çalıştırılmakta ve emekli olsa da iş sözleşmesi devam etmektedir. Bu çalışma 10 yılı aşan bir süreyi de kapsamaktadır. Yasadan kaynaklanan belirli süreli olma özelliği eğitim personelinin iş güvencesi hükümlerinden yararlandırılmaması eleştiri konusu yapılmaktadır.

Gerçekten eğitim personeli ile ilgili yazılı sözleşme yapılması hükmü değerlendirildiğinde bu sözleşmenin belirli süreli olmaktan çok asgari süreli iş sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira Kanunun 9. maddesine göre “Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile özel öğretim kurumunu temsil eden kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikteki esaslara göre yazılı olarak yapılmalıdır”. Buradaki en az bir takvim yılı ibaresinden açıkça bir asgari süre öngörüldüğü açıktır. Eğitim ve öğretim devam eden bir faaliyet olduğuna göre asgari süre iki yılda, üç yılda olabilir. O halde eğitim personeli ile yapılan sözleşmenin yasadan kaynaklanan asgari süreli iş sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir.

Asgari süreli sözleşmeler, tarafların bildirimli fesih haklarını asgari bir süre için ortadan kaldırdıkları belirsiz süreli sözleşmelerdir. Tarafların öngördükleri asgari sürenin bitimi ile sözleşme kendiliğinden sona ermemekte, sözleşme belirsiz süreli olarak devam etmektedir. Bu özelliği nedeniyle asgari süreli sözleşmeler belirli süreli olarak kabul edilmemektedir. Belirsiz süreli olarak kabul edilmelerinin nedeni tarafların sözleşmenin sona erme zamanını belirlememiş olmalarıdır. Belirsiz süreli kabul edildikleri için asgari süreli sözleşmenin işveren tarafından sona erdirilmesi halinde işçi şartları varsa iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir (Mollamahmutoğlu, H; İş Hukuku, 3.Bası, Ankara, 2008, s.318).

5580 sayılı Yasa kapsamındaki eğitim personeli için en az bir takvim yılı içi yazılı sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim yılı devam ettiğinde eğitim personeli ile Yasadan kaynaklanan yeni bir asgari süreli sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim ve öğretim devam ederken, takvim yılı içinde ayrılan öğretmen yerine kalan süre için belirli süreli iş sözleşme yapılması olanağı vardır. Bu bir objektif neden kabul edilebilir. Ancak eğitim ve öğretim başına asgari süreli sözleşme yapıldıktan sonra eğitim ve öğretim devam ettiği için belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için esaslı ve yenilenmesi içinde objektif neden olmadığı sürece eğitim personeli il yapılan sözleşmenin asgari süreli olarak kabulü gerekir.

Somut olayda, 2011 yılından beri her Yıl yasa gereği yapılan sözleşmelerle davacının davalı özelöğretim kurumunda çalıştığı, bu sözleşmelerin asgari süreli olduğu, davacının bu yönden iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği, dosya içeriğine göre yazılı fesih bildirimi yapılmadığı, feshin geçerli olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara Avukat