Kategori: ÇALIŞMA ALANLARIMIZ

TÜKETİCİ HUKUKU

Tüketici Hukuku, 6052 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kamu çıkarı gözetilerek, tüketicilerin sağlığı, güvenliği ve zararının geri ödenmesini, çevredeki tehlikelerden korunmasını sağlayan hukuk dalına verilen isimdir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında çıkarılan yasanın tüketicilere sağladığı hakları şu şekilde sıralayabiliriz :

AYIPLI MAL

Ücretini ödeyerek satın aldığınız bir mal hatalı çıktığı zaman ürünün 15 gün içerisinde değiştirilmesini, paranızın iadesini, ücretsiz tamir edilmesini, sorunun neden olduğu değer kaybının malın ücretinden düşürülmesini talep edebilirsiniz.

Eğer sorun gizliyse ve tüketici bunu belli bir zaman sonra fark ediyorsa, yasal süreç 15 günden 2 yıl’a çıkıyor. Fakat özürlü olduğu bildirilerek satışa sunulan mallar için bu durum söz konusu olmuyor.

 ETİKET

Satışa sunulan mal ve hizmetlerin ambalajları üzerinde “Menşei, Cins ve Fiyat” bilgileri yazmak zorundadır. Bu nedenle etiket bilgisi olmayan satıcıları uyarabilirsiniz. Uyarıya aldırmayanları ilgili belediyelere şikayet edebilirsiniz.

GARANTİ BELGESİ

Üretici firmalar ve ithal ettiği ürünleri satışa sunan firmalar, satışını yaptıkları ürünler için en az 1 yıl garanti vermek zorundadırlar. Ürünler için verdikleri bu garanti, ürünün tüm parçalarını kapsamak zorundadır. Satışa sunulan ürünlerde istedikleri parçayı garanti altına alıp, istemediklerini garanti altına almama gibi bir durum söz konusu olamaz.

Üretici firmalar, satışa sunduğu bu malların garanti belgelerini müşterilerine vermek zorundadır. Garanti belgesi ile üretici firmaya gelen müşterinin isteği ilgili firma tarafından ücretsiz olarak yerine getirilmelidir. İlgili ürün ya da cihaz için tüketiciden para talep edilmez.

 Üretici firmalara tamir için bırakılan mallar en geç 30 gün içerisinde onarıp tüketiciye teslim etmelidir. Aksi takdirde tüketici, ürünün yenisini talep edebilir.

Garanti kapsamındaki cihaz aynı arızayı birden fazla kez tekrarlarsa, cihaz üretici firma tarafından ücretsiz olarak değiştirilmelidir. Garanti kapsamındaki ürünler için tüketiciler, nakliye, montaj, servis ya da bakım adı altında bir ücret ödemezler.

TAKSİTLİ SATIŞLAR

Satıcı firma taksit şartlarını içeren sözleşmenin bir örneğini size vermekle yükümlüdür. İmzaladığınız taksit sözleşmesinde aldığınız mal veya hizmetlerin toplam satış fiyatı, vadeye göre faiziyle birlikte ödenecek toplan satış fiyatı, ödeme plânı, faiz miktarı ve faiz’in hesaplandığı yıllık oran yer almalıdır.

Sözleşmede bildirilen mal veya hizmetin toplam satış fiyatı sonradan kesinlikle değiştirilemez.

KAPIDAN PAZARLAMALAR

Kapıdan pazarlama hizmetini sunan kuruluşlardan alacağınız ürünleri 7 gün boyunca deneme/kıyaslama hakkına sahipsiniz. Bir haftalık bu süre içerisinde ürünü almaktan vazgeçerseniz yapmanız gereken ilk şey satıcı firmaya Noter aracılığı ile İhtarname çekmek olacaktır. Bunu yaptığınız takdirde satıcı sizden aldığı ücreti ve senetleri size geri iade etmek zorunda kalacaktır. 7 gün’ün ardından ürünü iade etmezseniz ürünü kabul etmiş sayılırsınız.

Bazen uyanık satıcılar, tüketicilerin dikkatsizliğinden faydalanarak tüketicilere imzalattırdığı sözleşme tarihine 1 ay öncesinin tarihini atıyor. Burada sözleşmedeki tarih bu yüzden çok büyük önem taşıyor.

TÜKETİCİ KREDİLERİ

Banka veyahutta finans kuruluşlarından almış olduğunuz kredinin mutlak surette bir kopyasını isteyin. İmzaladığınız sözleşmedeki şartlar ileride aleyhinize olarak hiçbir şekilde değiştirelemez. Borcunuzun tamamını ya da bir kısmını ödemek istediğinizde banka ya da ilgili finans kuruluşu gerekli indirimi yapmak zorundadır.

TÜKETİCİ HUKUKU MAKALELERİ

BORÇLAR HUKUKU

Borçlar Hukuku, 6098 sayılı Borçlar Kanunu kapsamında kişi-borç ilişkisini düzenleyen hukuk dalına verilen isimdir. Borçlar Hukuku’nda alacaklı, borçlu kişi ya da kurum’dan hakkı olanı alamaz ise alacaklıya, alacağı devlet zoruyla verilir. Bu ve benzeri hükümler Borçlar Kanunu’nda açıkça belirtilmiştir.

Borç ilişkisini ortaya çıkaran nedenler bütününe borcun kaynakları denir. Borçlar sözleşme, haksız eylem ve sebepsiz mal edinme yüzünden ortaya çıkabilir.

SÖZLEŞMELER

Sözleşme ; her iki tarafın rızası ve beyanı doğrultusunda yapılan ve maddeler halinde belirtilen hukuki işlemdir. Sözleşmeler maddi değeri bulunan borçlardan kaynaklıysa Borçlar Hukuku kapsamında değerlendirilidir.

SÖZLEŞMELERİN ŞEKİLLERİ

Taraflar arasında yapılan sözleşmeler, kanunda aksine yer alan bir hükme tabi olmadıkça hiçbir şekle bağlı değildir. Borçlar Kanunu’nda yer alan belirli bir şekilde bağlı olduğu düzenlenmişse ilgili sözleşme bu şekle uymadığı sürece geçerli olmaz.

SÖZLEŞMELERİN KONUSU

Sözleşmenin tarafı olan kişiler herhangi bir sözleşmenin şartlarını kabul edip etmemekte, sözleşmeyi yapıp yapmamak konusunda özgürlerdir. Sözleşme konusu, kanunda yer alan kurallara, kamu düzenine ve genel etik kuralları ile çelişmemeli ve genel adaba aykırı olmamadır.

BORÇLAR HUKUKU İLE İLGİLİ MAKALELER

İDARE HUKUKU

Anayasa’da temellendirilmiş, idarelerin çalışmaları ve teşkilatlanmalarını içeren, bunlarla ilgili kuralları bulunan, kamuya sağlanan üstünlük ve ayrıcalıklarla bireylerin sahip olduğu hak ve hürriyetler arasındaki dengeyi sağlayan hukuk dalıdır. İdare hukuku’na bağlı bir çok alt dal bulunmaktadır. Şimdi bu dalları inceleyelim.

REGÜLASYON

Sosyal ve ekonomik hareketler baz alınarak, devlet tarafından yürürlüğe koyulan anayasal ve kurumsal  düzenlemeleri ve diğer kamu’da yapılan diğer değişiklikleri ifade eder.

İMAR HUKUKU

İmar Hukuku’nun temelini oluşturan 3194 sayılı İmar Kanunu, herhangi bir sahanın ölçeklerdeki plân esaslarına, yer aldığı bölgenin şartlarına ve inşâ edilmesi plânlanan resmi ya da bütün özel yapıların kanun hükümlerinin belirlendiği hukuk dalıdır.

KAMU İHALE HUKUKU

2002 yılında kabul edilen 4731 sayılı Kamu İhale Kanunu, kamu denetimi altında olan ya da kamu kaynağı kullanan kurum ve kuruluşların katılım gösterecekleri ihalelerde uygulanacak usülleri ve esasları belirleyen kanun hükümlerinin belirlendiği hukuk dalıdır.

İDARİ YAPTIRIMLAR

Kanunların açıkça yetkilendirdiği ya da yasağın olmadığı durumlarda, araya yargı kararı girmeden, idare’nin doğrudan doğruya bir işlem ile, idare hukuku’na özgü usüller neticesinde idare’nin verdiği cezalara ve yaptırımlara verilen isimdir.

İDARİ YARGILAMA USULÜ

İdare hukuku’nun gereği neticesinde idare mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevi kapsamında değerlendirilen, ilgili konulardaki uyuşmazlıkları giderme amacıyla düzenlenen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun hükümlerinin uygulandağı yargılama usulüdür.

İDARİ SÖZLEŞMELER HUKUKU

Kamu hizmetinin gerçekleştirilmesi adına, idare’nin ilgili kamu hizmetini belirli bir zaman dilimi ve ücret karşılığında ilgili personel ile akdettiği hizmet sözleşmesinin incelendiği hukuk dalıdır.

İDARE HUKUKU İLE İLGİLİ MAKALELER

İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU

İş Hukuku Davaları Hakkında

Üretim faaliyetlerinin tamamını kapsayan çalışma hayatındaki hakların iade edilmesi ve düzenlenmesi için iş hukuku tarafından gerekli belirlemeler yapılmaktadır. İş hukukuna ilişkin esaslar eğer hem işçilerin hem de işverenlerin sahip olduğu haklara uygun bir şekilde benimsenmiyorsa çalışanların emeklerinin sömürüsü ortaya çıkmaktadır. İş hukuku çerçevesinde görülen davalardan bazıları şunlardır.

  • İşçi hizmet tespiti
  • İşçi maaş, kıdem ve ihbar tazminatı
  • İş kazaları sonrası destekten yoksun kalma tazminatı
  • Yurtdışı borçlanmalar ve çalışmanın tespiti
  • İşe iade
  • Yurtdışı işe giriş tarihinin Türkiye’de geçerli sayılması

Maaş Alacağı Davası

Çalışan ve işyeri sahibi arasında çalışanın ortaya koyacağı çalışma karşılığında ona ödenecek olan miktar yazılı ya da sözlü olarak belirlenmelidir. Eğer bu ücret kanunlarda belirtilen süreler içerisinde ödenmezse çalışanlar alacaklarının tahsili için dava açabilmektedirler.

Kıdem ve İhbar Tazminatı Alacağı Davası

İşveren işçiyi herhangi bir sebep göstererek işten çıkarıyor ya da işçi bu sebepleri gerekçe göstererek işten çıkıyorsa bu durumda alacakların talep edilmesi için işçi tarafından iş hukuku çerçevesince kıdem ve ihbar tazminatı alacağı davası açılabilmektedir. Dava sonucunda kişiye hak ettiği bedelin ödenmesi yapılır.

İşe İade Davası

İşveren bir işçiyi çıkardıktan sonra işçi kendisinin işe geri dönmesinin sağlanması amacıyla dava açabilmektedir. Davanın açılabilmesi için gerekli görülen şartlar, işverenin kanunda detaylandırılmış şekilde belirtilmiş olan çalışan sayısına sahip olmasının ve bir süre boyunca çalışanın bu kişinin yanında çalışması olmasının zorunlu olmasıdır.

İş Kazaları Sonrası Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Herhangi bir iş kazası sonrasında eğer kişiler çalışamaz duruma gelirlerse ya da çalışanın ölümü ile sonuçlanan vakalar ortaya çıkarsa bu durumda mağdur olan çalışan yakınları, işverenlere dava açabilmektedir. Dava ismini çalışanın bakmakla yükümlü olduğu kişinin gelirden eksik kalması sonucu oluşan destekten yoksun kalma durumundan almaktadır.

İşçi Hizmet Tespiti Davası

Eğer işveren, çalışanlarına verdiği emirler doğrultusunda yapılan faaliyetleri resmi kurumlara bildirmiyorsa bu durumda iş hukuku davaları açılabilmektedir. İşçi ve işveren arasındaki sözleşmelere dayalı olarak çalışanlar emeklilik, kıdem tazminatı ve diğer alacaklarının tahsil edilmesini sağlamak amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumlarına başvurabilirler. Eğer işverenin çalışılan süreleri eksik bir şekilde bildirdiği tespit edilirse bu durumda hizmet tespiti davası açılabilmektedir.

Yurtdışı Borçlanmalar ve Çalışmanın Tespiti Davası

Kişilerin emekli olabilmesi için eğer yurtdışında çalışmışlarsa bu süreler boyunca ödenmesi gereken miktarları Sosyal Güvenlik Kurumları’na ödemesi mümkün olabilmektedir. Bu durumda aranan şart kişinin Türk Vatandaşı olmasının gerekliliğidir. Yurtdışı borçlanma ve çalışmanın tespiti davası ise Sosyal Güvenlik Anlaşması bulunmasına rağmen kişilerin mavi kart sahibi olmasını gerekçe göstererek hakların iade edilmeyeceğini belirten işverenlere karşı açılabilmektedir. Sözleşmelere dayanarak kişiler yurtdışında işe başladıkları süreleri sosyal güvenlik kurumunda işe başladıkları tarih olarak göstermek için de iş hukuku davaları açabilmektedir.

İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU İLE İLGİLİ MAKALELER

İCRA HUKUKU

Genel olarak herhangi bir borcun tahsil edilmesini sağlayan davaları içerdiği düşünülen icra hukuku avukatlar aracılığı ile yürütülen de bir alan olması sebebi ile burada faaliyet gösteren avukatlara icra avukatı denilebilmektedir. Her ne kadar böyle bir avukatlık türü bulunmamasına rağmen yaygın kullanım sebebi ile icra avukatından söz edildiğinde icra davalarına bakan kişi olarak bu kişiyi değerlendirmek mümkündür.

İcra borcun tahsil edilmesine ek olarak ilamlar yolu ile mahkeme kararlarının gerçekleştirilmesine de aracılık eden bir terim olarak kullanılabilir. Örneğin, boşanma davası sonrasında nafaka veya tazminat tahsiline ek olarak velayeti verilen çocuğun velayeti alan kişiye teslim edilmesi de icra takibi sayesinde gerçekleştirilebilmektedir. İcranın en çok uygulandığı bir diğer alan ise gayrimenkul alanındaki alım satımlar sırasında gerçekleşiyor.

icra Takibi Nasıl Yapılır?

Kişiler, icranın gerektirdiği koşulların oluşması halinde takip talepleri oluşturarak bu talepleri ellerindeki belgelerle veya belge bulundurmadan icra dairesine ulaştırması yoluyla icrayı başlatabilirler. Talepte alacaklı konumundaki kişi tek bir kişiden oluşuyorsa kendi imzası yeterli olmakta ancak alacaklı şirketse bu konuda şirket yetkilisinin imzasının gerekliliği doğmaktadır. İcra takibinde iş takibi ancak avukat tarafından yapılabilmektedir. Hukuka ilişkin bir süreç olduğu için avukat olmayan bir kişiye bu konuda vekalet vermek mümkün değildir.

İcra takibi için harç ödemesi banka hesaplarına yapılmaktadır. Nakit ödemelerin kabul edilmeidği bu ödeme yönteminde icra dairesinin hesabına icra dairesinde bulunan Vakıflar Bankası pos makinelerinden Vakıfbank Hesap Kartı ile ödeme yapmak mümkün olmaktadır. Böylece süreç en hızlı şekilde geçilebilir.

Takip Talebi Hangi Daireye Verilecektir ?

İcra müdürlükleri açısından çok fazla müdürlüğün bulunması sebebi ile özellikle büyük yerleşim yerlerinde hangi daireye başvurulacağının tespiti için tevzi bürolarına müracaat etmek gerekmektedir. Yıllık dönemler halinde belirlenen tevzi haklarını dolduran avukatlar bir kez tevzi yapıktan sonra tüm yıl tekrar bir tevziye sahip olmadan yıl boyunca o icra dairesinde çalışmaları gerekir.

Takip talebi ısırasında icra avukatı olan birinin de yardımıyla talepte yer alması gereken bilgilerin eksiksiz bir şekilde doldurulması sağlanabilir. Alacaklı ve borçluya ilişkin kimlik ve adres bilgilerinin yanı sıra alacaklının banka hesap numarasının ve eğer varsa veya bir şirketse unvanının talepte kesinlikle bulundurulması gerekmektedir. Eğer bir avukat aracılığı ile icra işlemleri yürütülüyorsa avukatın isim, soy isim bilgilerinin vergi dairesi ve banka hesap numarası bilgileri ile buraya eklenmesi gerekir. Talebe alacak tutarının, takibi gerektiren sebeplerin ve dayanakları son olarak da takip türünün eklenmesi ile talep tamamlanır. Eğer bu işlemlerde bir eksiklik oluşursa takibin iptali söz konusu olabilmektedir.

icra Takibi Sonrası Hangi İşlemler Yapılır ?

İcra talebi ilgili daireye iletildikten sonra icra dairesi tarafından icra türüne göre bir ödeme emri düzenlenir ve borçlu konumunda olan kişi veya kişilerle şirketlere emrin gönderilmesi sağlanmaktadır. Eğer borçlu kişi ve kişiler ya da kurumlar belirtilen süreler içinde ödeme yapmazlarsa alacaklının isteği doğrultusunda haciz işlemlerinin icra hukuku dahilinde yapılması mümkün olabiliyor. Ödeme takip talebinde belirtilmiş olan alacaklının banka hesap numarasına yapılmaktadır.

icra – İflas – Borçlar Hukukundan Kaynaklı Takip ve Davalar

Takip işlemlerinin yaygın bir şekilde yapıldığı icra hukuku farklı alanlarda faaliyetlerin gösterilebildiği bir alan olmaktadır. İcra takipleri için icra takibine veya borca itiraz, ilamlı ya da ilamsız icra takibi işlemleri yapılabilir. Buna ek olarak rehinin veya ipoteğin paraya çevrilmesi, kambiyo senetlerine ilişkin icra takipleri de başlatılabilir. İcra hukuku içerisinde verilen itiraz kararının iptaline ilişkin davalar da hazırlanabilmektedir.

iCRA HUKUKU İLE İLGİLİ MAKALELER