Apartman Görevlilerinin işe iade Davası

Apartman Görevlilerinin işe iade Davası

4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olan Apartman Görevlilerinin işe iadesi ile ilgili olarak daha önce hukuk yolu defalarca denenmiş ve neticesinde sonuç alımıştır. Bir örnekte 19 yıl boyunca bir binada Apartman Görevlisi olarak çalışan kişi hakkında bina yönetimi işten çıkarma kararı almış ve konu bir avukat eliyle yargıya taşınmıştır.

Yargıtay’ın konu ile ilgili olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi Apartman Görevlisi için yönetimin verdiği kararın haksız olduğuna hükmetmesi ve Apartman Görevlisi’nin işe iadesi ya da işe başlatmama tazminatının 6 aylık maaşına denk gelmesi tutarının belirlenmesine karar vermiştir. Yani kısaca belirttiğimiz üzere Apartman görevlileri, haksız yere iş sözleşmelerinin feshedildiğini düşünüyorlar ise, işe iade davası açabilirler. Açılan davanın kesinlikle olumlu sonuçlanacağı hakkında kesin birşey söylemek doğru olmaz. Davayı açmak için iş sözleşmesinin feshi konusunda gerçekten haklı olduğunuzu düşünüyorsanız, mesleğinde iyi bir avukatla görüşerek davanızı açabilirsiniz. İş davaları detaylı bilgi gerektirdiğinden iş davaları konusunda uzman bir avukata danışmak sizin adınıza daha etkili olacaktır.

Yargıtay’ın konu ile ilgili olarak yukarıda bahsi geçen emsal kararı şu şekildedir ;

T.C.
YARGITAY
9.Hukuk Dairesi

Esas: 2007/11611
Karar: 2007/29292
Karar Tarihi: 08.10.2007

Dava: İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı işveren vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin davranışlarından kaynaklanan nedenlerle feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayandığını savunmuştur.

Mahkemece toplanan delilere göre feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, davacının işe başlatılmaması halinde işe başlatmama tazminatının 6 aylık ücret tutarında belirlenmesine karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Belirtmek gerekir ki, Anayasa’nın 141. maddesinde, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk HUMK.nun 388. maddesinde de düzenleme altına alınmıştır. Hatta bu yasal düzenlemede yargıcın, uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması, tartışması, bu kanıtlardan hangilerine değer vermediğinin nedeni, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır. Zira, böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğunun kabul edilebileceği sonucuna varılabilir. Hükmü kuran yargıcın böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın yanları tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka ve en önemlisi adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır. Yerel mahkemece belirtilen hükümlere uyulmadığından karar bu yönü ile de hatalıdır.

Dosya içeriğine göre, davalı işyerinde kapıcı olarak davacının iş sözleşmesinin Yönetim Kurulu kararı ile hiçbir neden belirtilmeksizin feshedildiği, davacıya yapılan bildirimde ise, sebepsiz feshedildiği, kapıcı dairesini boşalttığı takdirde kıdem ve ihbar tazminatı ödeneceğinin belirtildiği, davalı işyerinde SSK kayıtlarına göre fesih bildirim tarihinde 42 işçinin çalıştığı, davacının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği, fesih bildirim tarihine göre davanın bir aylık süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca işveren fesih bildirimini yazılı yapmalı ve fesih sebebini açık ve kesin olarak belirtmelidir. Davranışlara dayalı geçerli nedenle fesih halinde ise, işveren işçinin savunmasını almak zorundadır. Somut uyuşmazlıkta, davalı işverenin belirtilen koşullara uymadığı, fesih sebebini açık ve kesin olarak bildirmediği, davacının savunmasını almadığı, feshin bu nedenle geçersiz olduğu anlaşıldığından sonuç itibari ile belirtilen gerekçe ile feshin geçersizliğine karar verilmesi doğru bulunmuştur.

Ancak Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, feshin geçersizliğinin sonucuna bağlı işe başlatmama tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinde belirtilen sınırlar içinde, işçinin kıdemi, fesih sebebi, yüksek ücret gibi olgular dikkate alınarak 4 ila 8 ay arasında belirlenmelidir. Mahkemece gerekçesiz işe başlatmama tazminatı 6 ay belirlenmiştir. Kayıtlar göre işyerinde 6 yıldır çalışan işçi için bu ücretin 6 ay belirlenmesi doğru değildir. Dairemizce anılan tazminat, kıdemine göre 5 ay belirlenmiştir.

4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;

1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,

3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,

4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,

5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

6. Davacının yapmış olduğu 38.50 YTL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 450 YTL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak, 08.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak : Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ankara Avukat